Kürşâd İhtilâli (639)

Türk tarihinde bağımsızlığa ve millî gurura tutkuyu gösteren bir başka olay Kürşad İhtilâli‘dir. Doğu Kök Türk Kağanı’nın 630’da Çin ordularına tutsak düşmesi, büyük bir karışıklığa yol açmıştı. Esir hükümdar Çin başkentine götürülmüştü. Yanında, beyler, tiginler de bulunduğu hâlde, esaret hayatı yaşı-yordu. Kök Türk Devleti‘nin bünyesinde yer alan boylar, yabancı topluluklar dağılmaya başlamıştı. Bağımsızlık kaybedilmişti. Başta, göstermelik olarak, Çin’in kuklası durumunda hükümdarlar vardı ama bunlar, asırlık düşmanın memurundan başka bir şey değillerdi. Devleti yeniden toparlayacak, bağımsızlık için mücadele verecek güçlü bir şahsiyet ortalıkta görünmüyordu.

Çin sarayı da, başsız kalmış olan Türk topluluklarını ne yapacağını düşünüyordu. Savaşçı geleneklerini ve millî benliklerini koruyacak Kök Türklerin, uzun zaman boyunduruk altında tutulmaları mümkün değildi. Tek çıkar yol, onların Çinlileştirilmesiydi. Kök Türklerin, bunu sağlamak üzere Kuzeybatı Çin’deki Ordos bölgesinde yer alan 6 eyalete yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Buradaki Çinlilerle karışacak olan Türkler, zamanla millî kültürlerini kaybedecekler, büyük ölçüde Çinlileşecek ve tehlike olmaktan çıkacaklardı (Tarihte bunun başka örnekleri vardır).

Bu esaret hayatı Türklere çok ağır gelmişti. Tutsak Kağan neşesiz ve durgundu, yaşama isteğini kaybetmişti. Çin İmparatoru, eski sağlığını kazanması için ona avlaklar, unvanlar, yüksek görevler veriyor, fakat bunların hiçbiri yarar getirmiyordu. Bu gayretlerin hepsi boşa gitti ve Kağan 634’te öldü. Türk beyleri ve tiginleri, milleti bekleyen büyük tehlikenin farkındaydılar. Bağımsızlıklarını kaybetmişlerdi. Şimdi millî benliklerini de kaybetmek gibi korkunç bir akıbetle karşı karşıya idiler. Eski Kök Türk kağanı Yehu’nun oğlu olan Kürşad, kurtuluş için lek bir yol bulunduğu kararına varmıştı. Çin İmparatoru tutsak arınarak ve onun hayatı karşılığında, Türklerin anayurtlarına dönmeleri sağlanacaktı. Bu, büyük cesaret isteyen bir işti, ama mutlaka yapılması lazımdı.

Kürşad, 621 senesinde Çinli eşi İ-çing Katun tarafından zehirlenerek öldürülen Doğu Göktürk Devleti kağanı Çuluk Kağan’ın küçük oğludur. Çuluk Kağan’ın ölümünden sonra kardeşi Bağatur Şad, Kara Kağan adını alarak hükümdar oldu ve ağabeyinin Çinli eşi ile evlenerek Ötüken’deki Türkler arasında huzursuzluğa yol açtı… Bir tarafta Çinliler, diğer yanda da Sırtarduş Bayurku, Dokuz Oğuz, Uygur gibi Türk boylarının Göktürklere başkaldırıp savaşmaları ve ayrıca İ-çing Katun’un Ötüken‘de esir durumda yaşayan Çinli azınlığa destek çıkarak bunların zenginleşmesini sağlaması sayesinde giderek zayıflayan ve kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türkler, 629 senesinde Çinlilerle yaptıkları savaşta tuzağa düşerek yenilince Doğu Göktürk Devleti yıkıldı.

Başta Kara Kağan ve Kürşad olmak üzere binlerce Göktürk Çinlilere esir düşerek Çin’in başkenti Siganfu’ya götürüldüler ve orada kendilerine tahsis edilen bölgede yaşamaya mecbur edildiler. Türkleri asimile edebilmek amacıyla Göktürk soylularını hassa ordusunda subay olarak görevlendiren Çinlilerin bu taktiği bir işe yaramamış, Türkler bağımsızlıklarına kavuşup yeniden devlet kurmak amacıyla fırsat kollamaya başlamışlardır. Kürşad da Çin hükümdarının ordusunda subay durumundadır fakat kılıcını milletinin özgürlüğü için çekeceği günü beklemektedir.

kürşat baskını

Kürşad, 39 arkadaşım bu teşebbüsün gerekliliğine inandırdı. 40 kişi olmuşlardı. Plânları basitti: Çin imparatoru, bazı geceler tek başına şehirde dolaşmayı âdet edinmişti. Saraydaki görevi dolayısıyla Kürşad’in bu gezinti gecesinin tarihim öğrenmesi kolaydı. İmparator; bir baskınla esir edilebilirdi. Baskın tarihi kararlaştırıldı ve hazırlıklar tamamlandı. Ancak, o gece şiddetli bir fırtına ve yağmur, Çin başkentinin sokaklarım sellere boğdu. İmparator’un, bu durumda gezintiye çıkması ihtimâli kalmamıştı.

Ama, artık dönüş yolu kapanmıştı. Harekete geçilmezse, teşebbüs ortaya çıkarılabilirdi. Bunun için, doğrudan doğruya saraya başlan yapılarak İmparator’un teslim alınmasına karar verildi Kürşad ve 39 arkadaşı, Çin sarayına baskın yaptılar. Sarayı ek geçirirlerse başkente hâkim olacak ve amaçlarını gerçekleştireceklerdi. Yüzlerce saray muhafızı, ihtilâlcilerin kılıçları altında can verdi. Ancak, saraya sevk edilen Çin ordusu ile başa çıkmak mümkün olmadı. Gecenin karanlığında vuruşa vuruşa ve eriye eriye, şehrin yakınındaki Vey Irmağı’na kadar çekilen Kürşad‘la yanındakiler öldürüldü (639).

Kırk Türk yiğidinin kanlarıyla yazılan bu destan, Kök Türklerdeki istiklâl ateşini körükledi, millî şuurun daha da güçlenmesini sağladı. Çinliler de, Türkleri eritip yok edemeyeceklerini anladılar. Kök Türk Devleti’nin yeniden kurulup Türk bayrağının yükselmesinde, millî şuurun olanca parlaklığı ile ışıldadığı bu olayın yeri büyüktür.

Hakkında Oltulu

Bunu da okuyabilirsiniz

Piri Reis’in Haritası

  Piri Reis’in çizdiği haritanın 500 yıllık sırrını bir araştırmacı ile bir hattat çözdü. Haritanın …

Bir cevap yazın