Diyarbakır Hırsızı

Diyarbakır’da bir zamanlar çok azılı iki hırsız arkadaş varmış. Bütün önlemlere rağmen bu iki azılı hırsızla hiç kimse baş edemiyormuş. Ne karakol, ne hapishane ne dayak, hiç bir şey bu iki hırsızı yola getirmeye yetmiyormuş. Şehrin ileri gelenleri düşünüp taşınmışlar ve bu iki hırsıza, “Dini yönden telkinde bulunursak belki ıslah olurlar” diye düşünüp karar vermişler. İki kafadar hırsızı bir gün derdest edip yaka paça Ulu Cami’ye götürmüşler. Teker teker imamın yanına gönderip, ayrı ayrı dini telkinde bulunması için de imamdan ricada bulunmuşlar. İmam Efendi ilk önce Allah sevgisinden ve korkusundan başlayıp, Allah’ın “İnsanın kalbinde olduğunu” anlatmaya veciz sözleri ile başlayıp yanına ilk giren hırsızı yola getirmeye çabalayarak, bir soru ile başlamış;
– “Oğlıım! Söle baggayım Allah nerde?”
Hırsız her zamanki ifade şekli ile,
– “Valla bilmiyem! İmam Efendi”.
İmam tekrar sormuş! –
“Oğlım nasıl bilmisen, hade babam, heyran babam, gözzel oğlım, söle Allah nerde? ”
– “Valla bilmiyem İmam Efendi, niye inanmissan? ”
İmam Efendi dayanamaz, hiddetle bağırır!
– “Kafir oğli kafir, Allah’ın nerde olduğuni nasıl bilmisen? ”
Hırsız işin ciddi boyutlara geleceğini, imamın sinirlenmesinden anlamış olacak ki; açık olan kapıdan ayakkabılarını kaptığı gibi, olanca çevikliğiyle dışarıya fırlayarak kaçmaya başlar. Kapıda dini telkin sırasını bekleyen diğer hırsız arkadaşı, kaçan arkadaşını görünce merakla sorar!
– “Ula Hemooo, ne oldiii? Niye kaçisan kiii? ”
– “Ula oğlım tez, sen de gaç. Bunlar Allahlerini geybetmiş, zannediler ki, biz çalmişıh…

Hakkında Oltulu

Bunu da okuyabilirsiniz

Leman Dergisinden ÖSYM Soruları

Asağıdaki cümlelerin hangisinde bariz bir şive görülmektedir? a) Gurt gapan da, amanin furdu ki ne …

Bir cevap yazın