Yezidiler (Ezidiler)

Ülkemizde birçok insan Yezidilerden ilk kez yakın zamanda, Ortadoğu savaşları nedeniyle haberdar oldu.

Onların şeytana taptığına, Yezidiliği Emevi Sultanı Yezid’le ilişkilendirip, bu inancın adının Yezid’den geldiğine, Yezidilerin, Sultan Yezid’in takipçisi olduğunu inanan çok insan var.

Doğru mu tüm bunlar? Ve kim bu Yezidiler?

Çoğunluğu Kürtçe konuşan, Türkçe, Arapça ve İngilizce’de Yezidi, Kürtçe’de Ezidi olarak adlandırılan tek tanrılı dini inanca sahip etnik topluluğa, Yezidiler ya da Ezidiler adı veriliyor.

Anadili Arapça olan Yezidiler de var.

Çoğu Yezidi, tarihteki Asur Devleti’nin bir parçası olan Irak’ın Ninova bölgesinde yaşıyor.

Ayrıca, Ermenistan, Gürcistan ve Suriye’de de Yezidi topluluklar bulunuyor.

Türkiye’de ise daha çok Urfa, Mardin, Batman ve köylerinde varlar.

Günümüzde, Batı Avrupa’ya göçler nedeniyle, bu topluluklar sayıca hızla eriyor.

Yezidiler, yol göstericileri olarak kabul ettikleri ‘Yezid bin Ezidiyan’ ile Emevi sultanı ‘Yezid bin Muaviye’ arasında isim benzerliği dışında başka bir ortak nokta olmadığını dile getiriyor.

Yezidiler, Muaviye’nin oğlu ‘Yezid’in peşinden gitmediklerini, kendilerini, ‘Allah’a peygambersiz inanan halk’ anlamına gelen ‘Ezdai’ olarak adlandırdıklarını ifade ediyorlar.

Yüzyıllardır dışa kapalı bir yaşam sürdürdüklerinden, onlar hakkında sınırlı bilgi ve kaynak bulunuyor.

Kesin bilgi elde etmek çok zor; çünkü Yezidilikte, cemaat dışındaki kişilere dini bilgiler verilmiyor.

Bazı tarihçiler, Yezidilerin, eski inançları Zerdüştlükle, bölgedeki İslamiyet, Yahudilik ve Nasturi Hristiyanlığın yanı sıra putperestlik, Mani dininden etkilenerek karma bir din ortaya çıkardıklarını savunuyor.

Yezidiler, Tanrı tarafından seçilmiş bir halk olduklarına ve Şeyh Adi’nin vahiy aldığına inanıyorlar.

Yezidilerin, Kitêb a-Cilwa (Vahiy kitabi) ile emir ve yasakların anlatıldığı Mishafa-Reş(Kara kitap) olmak üzere iki kutsal kitabı bulunuyor.

“Ezidi” kelimesinin,bu dinin tanrısı olan Azda kelimesinden türetildiği iddia ediliyor.

Bazı tarihçilere göre ise, ‘Yezidi’ kelimesi, Zerdüştlükteki ‘Yezata’ kelimesinden geliyor.

Yezidiler, zaman ve mekanla sınırlı olmayan ve bütün evreni yaratan tek tanrı inancına sahiptirler.

Yezidilikte Tanrı, dünyayı sadece yaratır, ancak sonrasına karışmaz. Melekler çok önemlidir.

Tanrının, yeryüzündeki işleri yönetmekten sorumlu tuttuğu Melek Tavus’un, Yezidilere yardım etmek için gönderildiğine inanılır.

Yezidi inancına göre başlangıçta Tanrı Azda, kendi ışığından  Melek Tavus’u yaratır ve ona Evren’i ve insanı yaratma görevini verir.

Tavus’a yardımcı olmaları için, altı melek daha yaratır.

Melek Tavus, Azda’nın emriyle, ondan aldığı bir toz ile erkek ile kadın’ı ve evreni yaratır.

Melek Tavus, yarattığı bu iki insanı takdim etmek üzere Azda’nın yanına gider ve Azda, Melek Tavus’a “Bundan sonra bu iki insanın emrine gireceksin!” der.

Melek Tavus, “Bu iki insanı yaratan, yoktan var eden benim. Neden onların emrine gireyim? Ben sadece beni yaratan senin ermine girer, sana ibadet ederim” der.

Sadece Allah’a itaat eden Melek Tavus, bu özelliğiyle seçkindir.

Şeytan, ‘Melek Tavus’ olarak adlandırılır ve bir tavus kuşu ile simgelenir.

Melek Tavus İslam dinindeki Şeytan’a karşılık gelir ama sahip olduğu özellikler, diğer dinlerden farklıdır.

Yezidiler, Melek Tavus’u ‘şeytan’ olarak değil, Azda’nın doğruyu yanlışı göstermek için gönderdiği bir elçi olarak görürler.

Tanrısal iradenin vücut bulması için Şeytan, bir nevi aracılık rolü üstlenmiştir.

Tanrı özünde iyilikle dolu olduğundan, ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.

Aksine ibadetin Tavus’a yapılması ile, kötülüğün en büyük kaynağından korunulur.

İyilik ve kötülüğün kaynağı aslında, Melek Tavus’tur.

Onlar için Melek Tavus, yedi meleğin en yücesidir.

Yezidiler şeytanın bir melek olduğunu düşünerek ondan korkar ve ona saygı duyarlar.

Bu nedenle’şeytan’ adını hiç kullanmaz, ‘şeytana tapanlar’ olarak adlandırılmayı reddederler.

Melek Tavus’un ışık saçtığı düşünüldüğü için ışık saçan her şey kutsal kabul edilir.

En büyük ışık kaynağı güneşe dönülüp ibadet edilmesi de bu yüzdendir.

Yezidi inancına göre ateş, ay ve yıldızlar da ışık saçtığı için kutsaldır.

Yezidilerin kutsal tapınakları Irak’ın Duhok ilinin Şeyhan ilçesindeki Laleş Vadisi’nde bulunur.

Her yıl Nisan ayında, farklı ülkelerden hac niyetine buraya gelen Yezidiler, Şeyh Adi’nin türbesini ziyaret eder.

Namaz (günde üç kez dua edilmesi), sünnet, oruç, kurban ve hac gibi ibadetleri vardır.

Tanrının insanlara peygamber göndermeksizin de onları doğru yola itebileceğine ve onlara bilgi verebileceğine inanılır.

Cennet ve Cehennem inancı yoktur. İnsanın inanışına ve yaşayışına göre dünya cennete de, cehenneme de dönüşebilir.

Ruhun, beden öldükten sonra başka bedenler içinde tekrar dünyaya geldiğine inanırlar.

Yezidilerin, dinden çıkması ve başka din mensuplarıyla evlenmesi yasaktır.

Farklı bir dine tabi olan bir kimse, daha sonra Yezidiliğe geçemez ve bu dine ait olduğunu iddia edemez. Misyonerliğe kapalıdır.

Yezidilik’te ağır bir kast sistemi uygulanmaktadır.

Müritler ve din adamları olmak üzere iki sınıf vardır.

Ahiret kardeşliği çok değerlidir ve ahiret kardeşleri, birbirlerinin her türlü halinden sorumlu olan kişilerdir.

Bu kurum hem kadınlar hem de erkekler arasında olabilmektedir. Ahiret kardeşleri arasında, evlilik yasaktır.

Dünya sonsuzdur, Doğanın korunması ve ona saygı gösterilmesi esastır.

Dünya’yı yaratan Tanrı, onu asla yıkmaz.

Hakkında Oltulu

Bunu da okuyabilirsiniz

Türk Tarih ve Kültüründe “At”

Batılıların Ari ırkın üstünlüğünü kanıtlamağa çalışan İndo-Germen kuramına göre, Hint-Avrupalıların çok eski dönemlerde Çin’in Kansu …

Bir cevap yazın